1.Giriş
Kentsel planlama anlayışı, son yıllarda yalnızca fiziksel mekânın düzenlenmesine odaklanan geleneksel yaklaşımların ötesine geçerek, insanı merkeze alan ve hak temelli bir çerçevede; özellikle dezavantajlı grupların da günlük hayatını kolaylıkla idame ettirebildiği bir kent planlama anlayışıyla yeniden şekillenmektedir. Bu değişimle birlikte “kentli hakkı” kavramı da kent politikalarının belirlenmesinde giderek daha fazla önem kazanan temel bir referans haline gelmiştir.[1] Bununla birlikte, tarihsel olarak kentlerin büyük ölçüde erkek egemen kültürel miras nedeniyle erkek egemen bir bakış açısıyla planlandığı görülmektedir. Bu durum, kadınlar ile çocukların kamusal alanları kullanım biçimlerinin ve deneyimlerinin planlama süreçlerinde yeterince dikkate alınmamasına neden olmuştur.[2]
Bir kentin yaşanabilirliğini belirleyen temel unsurlardan en önemlisi, kamusal alanların tüm kullanıcılar tarafından güvenli, eşit ve özgür biçimde kullanılabilmesidir. Bu doğrultuda kadın ve çocuk dostu kent yaklaşımı; erişilebilirlik, güvenlik, katılım ve eşitlik ilkeleri temelinde şekillenen bütüncül bir planlama anlayışını ifade etmektedir.[3] TÜİK verilerine göre kadınların %84,4'ü çocuklarının geleceğiyle ilgili endişe duyarken, çocukların mahallede güvenle oyun oynayamaması ise toplumsal korumada ciddi boşlukları göstermektedir.
Bu çalışmada, kadın ve çocuk dostu kent yaklaşımı kentsel güvenlik ekseninde ele alınmakta; konu hem kuramsal temelleri hem de dünyadan ve Türkiye’den seçilen uygulama örnekleri üzerinden değerlendirilmektedir.
1.1. Güvenlik Tasarımında Kuramsal Temeller
Kentsel güvenlik, yalnızca suç oranlarının azaltılması üzerinden açıklanabilecek bir kavram değildir. Bireylerin kent mekanında kendilerini ne ölçüde güvende hissettikleri de bu kavramın temel unsurlarından birini oluşturmaktadır .[4]
Kentsel güvenlik literatüründe öne çıkan yaklaşımlardan biri, Jane Jacobs tarafından geliştirilen “sokağın gözleri” (eyes on the street) kavramıdır. Bu yaklaşıma göre, sokakların günün farklı saatlerinde aktif biçimde kullanılması ve kamusal yaşamın süreklilik göstermesi, gayriresmî sosyal denetimi güçlendirerek suçun azaltılmasına katkı sağlamaktadır.[5] Jacobs’un yaklaşımıyla paralellik gösteren bir diğer önemli kuramsal çerçeve ise Oscar Newman’ın ortaya koyduğu “savunulabilir mekân” (defensible space) anlayışı ile doğal gözetim kavramıdır. Bu yaklaşım, güvenli kentsel çevrelerin oluşturulmasında mekânsal tasarımın belirleyici rolüne dikkat çekmektedir.[6]
Doğal gözetim yaklaşımına göre, kamusal alanların kullanıcılar tarafından sürekli izlenebilir olması suç fırsatlarını azaltan önemli bir etkendir. Bu kapsamda konutların sokağa dönük biçimde konumlanması, ticari ve sosyal işlevlerin kamusal alanla ilişki kurması ve görünürlüğün artırılması, güvenlik hissini destekleyen temel unsurlar arasında değerlendirilmektedir.[7] Buna karşılık, kör cepheler, terk edilmiş yapılar, yetersiz aydınlatılmış alanlar ve çıkmaz sokaklar gibi mekânsal unsurlar, özellikle kadınlar ve çocuklar açısından güvensizlik duygusunu artırabilmektedir. [8] Bu çerçevede, kentsel tasarım süreçlerinde toplumsal cinsiyet perspektifinin dikkate alınması, daha güvenli ve kapsayıcı kentlerin oluşturulması açısından önemli bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. [9]
2.Dünyadan Kadın ve Çocuk Dostu Uygulamalar
Kadın ve çocuk dostu bir kent tasarlamak, binyıllar boyunca medeniyet üzerine medeniyet tesis edilmiş kadim kentlerin kültürel değişim yaratması anlamına da geldiğinden; prototip uygulamaların ötesine pek geçememiş, ancak denemeler ile yaşam alanlarının bu yönde evrilmesine öncülük edecek birtakım uygulamalar hayata geçirilmesine el veren çok yeni bir kavramdır.
2.1. Viyana: Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Kent Planlaması
Avusturya’nın başkenti Viyana, toplumsal cinsiyete duyarlı kent planlaması alanında uluslararası ölçekte en sık başvurulan örneklerden biri olarak öne çıkmaktadır. Kentte kadınların kamusal alandaki görünürlüğünü artırmaya yönelik çeşitli mekânsal ve yönetsel uygulamalar hayata geçirilmiştir. Bu kapsamda bazı kamusal alanlara kadın isimlerinin verilmesi, park ve sokakların kadınların kullanım deneyimleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmesi gibi uygulamalar dikkat çekmektedir.
[10] Viyana Belediyesi ise, kadınların gündelik yaşam pratiklerini, planlama süreçlerine daha sistematik biçimde dahil edebilmek amacıyla,
Kadınların
Günlük Yaşam Gereksinimlerine Yönelik Planlama Ofisi
’ni kurmuştur (Damyanovic vd., 2013).[11] Aslına bakılırsa böyle bir planlama ofisinin gerekliliğinden gerçekten de söz edilebilecektir. Yapılan araştırmalar, kadınların günlük hareket rotalarının erkeklere kıyasla daha çok katmanlı ve dağınık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Kadınların alışveriş, çocuk bakımı ve eğitim gibi gündelik sorumluluklar nedeniyle kentin farklı noktaları arasında
daha yoğun ve çeşitli biçimlerde hareket
ettiği
belirlenmiştir. [12]
Elde edilen bu veriler doğrultusunda Viyana’da geliştirilen kadın odaklı konut projeleri ile kamusal alan tasarımları, Birleşmiş Milletler tarafından iyi uygulama örnekleri arasında değerlendirilmiştir .[13]
2.2. Londra: Ulaşımda Güvenlik Politikaları
Londra’da kadınların ulaşım sırasında karşılaşabilecekleri güvenlik risklerini azaltmaya yönelik çeşitli kampanyalar ve uygulamalar hayata geçirilmektedir. Bu kapsamda yürütülen “Know What You’re Getting Into” kampanyası ile kadınların izinsiz taksi ve minibüs kullanımının doğurabileceği riskler konusunda farkındalık oluşturulmuştur. Kampanya sonrasında, izinsiz araçları tercih eden kadınların oranında belirgin bir azalma yaşandığı, aynı zamanda bu araçlarla bağlantılı şiddet vakalarında da düşüş görüldüğü rapor edilmiştir .[14]
Londra’da çocuklara yönelik politikalar ise UNICEF tarafından desteklenen Çocuk Dostu Kent yaklaşımı çerçevesinde şekillenmektedir.[15] Bu kapsamda çocukların kent planlama süreçlerine katılımını destekleyen danışma mekanizmaları oluşturulmuş; okul çevrelerinde trafik hızını azaltmaya yönelik düzenlemeler yapılmış ve çocukların güvenli biçimde kullanabileceği oyun alanları tasarlanmıştır.
[16]
2.3. Oulu: Çocuk Odaklı Akıllı Kent Yaklaşımı
Finlandiya’nın Oulu kenti, çocukların bağımsız hareketliliğini merkeze alan planlama anlayışıyla öne çıkan önemli örneklerden biridir. Kentte güvenli yaya güzergâhları ve dijital teknolojilerden yararlanılarak
çocukların okula kendi başlarına
ulaşmaları
teşvik edilmektedir. Bu yönüyle Oulu, çocukların kent yaşamına daha aktif ve güvenli biçimde katılımını destekleyen dikkat çekici bir uygulama örneği olarak değerlendirilmektedir. [17]
3.Türkiye’de Kadın ve Çocuk Dostu Uygulamalar
Türkiye dezavantajlı gruplar açısından gün geçtikçe yaşanması daha zor kentsel mekanlara maruz kalmaktadır. Coğrafyanın, ekonominin ve yaşam güçlüklerinin dayattığı bunca zorluk arasında mekânsal güvenlik algısına olumlu tesir edecek daha çok ve yoğun örneklere ihtiyacımız bulunmaktadır.
3.1. Trabzon: Kadın Dostu Güvenlik Hizmetleri
Trabzon’da uygulamaya konulan Yerel Eşitlik Eylem Planı (YEEP), kadınların toplumsal yaşam içerisindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan önemli yerel politika araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir. Plan kapsamında, kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal farkındalığı artırmaya dönük çalışmalar yürütülmüş; bu doğrultuda çeşitli seminerler ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.
[18] Bunun yanında, Türkiye’de 2012 yılında kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli kurumsal mekanizmalar arasında yer almakta ve bu alandaki yerel uygulamaları destekleyen yapılar olarak öne çıkmaktadır. [19]
3.2. İzmir: Mekansal Güvenlik Kriterleri
İzmir’in Bornova ilçesinde gerçekleştirilen çalışmalarda, kadın dostu park tasarımına yönelik çeşitli mekânsal düzenleme önerileri geliştirilmiştir. Bu öneriler arasında, park girişlerinde görüşü engelleyen yoğun bitki örtüsünün azaltılması ve aydınlatma düzeyinin artırılması öne çıkmaktadır.[20]
Çiğli’de yürütülen saha araştırmaları ise, sokak üzerindeki ticari ve kamusal kullanım çeşitliliğinin doğal gözetimi güçlendirdiğini ve bu durumun güvenlik algısını olumlu yönde etkilediğini ortaya koymaktadır. Buna karşılık, terk edilmiş yapılar, boş dükkânlar ve yetersiz aydınlatma gibi unsurların kadınların kentsel mekâna ilişkin güvenlik algısını olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir . [21]
3.3. Esenler, Mamak ve Lüleburgaz: Çocuk Dostu Sokak Uygulamaları
Esenler Belediyesi’nin 2014 yılında başlattığı “Anne-Çocuk Kampüsü” kapsamında oluşturulan “çocuk sokağı” uygulaması, bir sokağın araç trafiğinden arındırılarak çocukların güvenli biçimde oyun oynayabildiği ve sosyalleşebildiği bir kamusal alana dönüştürülmesini sağlamıştır.[22]
Mamak’ta yürütülen “Çocuk Dostu Sokak Projesi” ise çocukların güvenli, erişilebilir ve gelişimlerini destekleyen kamusal alanlarda daha fazla zaman geçirmesini hedefleyen bir yaklaşım sunmaktadır.[23]
Ankara Üniversitesi bünyesinde kurulan Çocuk Bilim Merkezi ve sonrasında geliştirilen “Çocuk Üniversitesi Projesi” de çocukların erken yaşta bilimle tanışmasını ve bilişsel becerilerini geliştirmesini amaçlayan bir eğitim modeli olarak öne çıkmaktadır. Bu uygulamalar, çocukların yalnızca korunması gereken bireyler olmadığını, aynı zamanda kent yaşamının aktif bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Buna paralel olarak Lüleburgaz Belediyesi’nin çocuk bütçesi uygulaması ve “Çocuk Muhtarlar” gibi projeleri, çocukların yerel yönetim süreçlerine katılımını güçlendiren önemli örnekler arasında yer almaktadır. [24]
3.4. Kadın ve Çocuk Dostu Kentsel Güvenlik Uygulamaları: İstanbul Örneği
İstanbul’da kadın ve çocuk dostu güvenlik uygulamaları, yalnızca fiziksel güvenliğin sağlanmasına değil, aynı zamanda kent yaşamında eşit, erişilebilir ve sürdürülebilir bir güvenlik anlayışının oluşturulmasına yönelik olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından geliştirilen uygulamalardır.[25]
Toplu ulaşımda güvenliği artırmaya yönelik dikkat çeken uygulamalardan biri İETT tarafından yürütülen “gece durak dışı iniş” uygulamasıdır. Bu sistem sayesinde kadın yolcular saat 22.00’den sonra otobüs güzergâhı üzerinde kendilerini daha güvenli hissettikleri noktalarda inebilmektedir. Uygulama özellikle karanlık, tenha ve riskli durak alanlarında yaşanabilecek olumsuzlukların önüne geçmeyi amaçlamaktadır. [26] Bu tür düzenlemeler, toplumsal cinsiyete duyarlı ulaşım politikalarının önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir . [27]
Kent güvenliğini destekleyen bir diğer unsur ise toplu taşıma araçları ile duraklarda kullanılan kamera sistemleridir. Kamera sistemleri hem suçun önlenmesinde caydırıcı bir rol üstlenmekte hem de olası olaylarda hızlı müdahale ve delil oluşturma açısından önemli katkı sağlamaktadır. [28] İstanbul’da Metrolarda; Şehir hatları iskeleleri ve vapurlarında, Metrobüs duraklarında, İETT otobüslerinde ve Özel Halk Otobüslerinde bu kamera sistemleri kullanılmaktadır. Bununla birlikte dijital teknolojiler güvenlik hizmetlerinin önemli bir parçası haline gelmiştir. “İstanbul Senin” gibi mobil uygulamalar sayesinde kullanıcılar konum paylaşımı yapabilmekte, acil durumlarda daha hızlı destek alabilmekte ve belediye hizmetlerine daha kolay ulaşabilmektedir (İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 2023). Bu sistemler bireysel güvenlik ile kamu hizmetleri arasında doğrudan bir bağlantı kurmaktadır.
Kentsel tasarım da kadın ve çocukların güvenliği açısından belirleyici bir unsurdur. İyi aydınlatılmış parklar, duraklar, yaya yolları ve açık kamusal alanlar özellikle gece saatlerinde güvenlik algısını güçlendirmektedir. [29] Yaya dostu şehir planlaması, görünürlüğü artıran açık alan düzenlemeleri ve okul çevrelerinde yapılan trafik sakinleştirme uygulamaları çocukların kent içindeki hareket alanını daha güvenli hale getirmektedir. [30]
Bunun yanında kadınların kent yaşamında daha görünür ve aktif bireyler olarak yer alabilmesi de güvenlik politikalarının önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen kadın merkezleri, kadın evleri ve Bölgesel İstihdam Ofisleri, kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmasını ve iş gücüne daha fazla katılmasını desteklemektedir. Ekonomik olarak güçlenen kadınların toplumsal hayatta daha aktif rol aldığı, şiddet, bağımlılık ve sosyal dışlanma gibi risklere karşı daha güçlü hale geldiği görülmektedir. Düşük gelirli ailelere sunulan kreş hizmetleri sayesinde çocuklar güvenli ve eğitim odaklı ortamlarda gelişim fırsatı bulurken, annelerin çalışma hayatına katılımı da kolaylaşmaktadır. Mahalle Evleri projesi ise kadınların meslek edinmesi, sosyal yaşama katılması ve kendilerini geliştirmesi için önemli bir sosyal destek alanı oluşturmaktadır. Bu uygulamalar, kadınların yalnızca korunması gereken bireyler olarak değil, kent güvenliğinin aktif ve güçlü bir parçası olarak değerlendirilmesini sağlamaktadır. [31]
Sonuç olarak İstanbul’da uygulanan kadın ve çocuk dostu güvenlik politikaları; ulaşım, dijital hizmetler, kentsel tasarım ve sosyal destek mekanizmalarının birlikte ele alındığı bütüncül bir güvenlik anlayışını ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, kent güvenliğini yalnızca suçun önlenmesi değil, aynı zamanda yaşam kalitesinin artırılması ve toplumsal eşitliğin güçlendirilmesi olarak değerlendirmektedir.
4. Sonuç
Kadın ve çocuk dostu kentsel güvenlik yaklaşımı, güvenliğin yalnızca suç oranlarının düşürülmesi ya da fiziksel önlemlerin artırılmasıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Güvenli bir kentten söz edebilmek için, kent mekânının tüm kullanıcılar açısından erişilebilir, görünür, kapsayıcı ve eşitlikçi bir anlayışla düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle kentsel güvenlik, sadece kolluk hizmetleri ya da teknik altyapı üzerinden değil; planlama yaklaşımı, kamusal alan kullanımı, ulaşım düzenlemeleri ve sosyal destek mekanizmalarıyla birlikte ele alınması gereken çok boyutlu bir konu olarak değerlendirilmelidir.
Çalışmada ele alınan uluslararası örnekler, kadınlar ve çocuklar açısından güvenli kentlerin oluşturulmasında toplumsal cinsiyet duyarlılığına sahip planlama anlayışının, katılımcı uygulamaların ve süreklilik gösteren yerel politikaların belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Viyana’da kadınların gündelik yaşam deneyimlerinin planlama süreçlerine dâhil edilmesi, Londra’da ulaşım güvenliğine yönelik geliştirilen farkındalık çalışmaları ve Oulu’da çocukların bağımsız hareketliliğini destekleyen uygulamalar, güvenliğin yalnızca fiziksel önlemlerle değil; sosyal, yönetsel ve mekânsal boyutların birlikte ele alınmasıyla güçlenebileceğini göstermektedir.
Türkiye örnekleri ise bu alanda önemli farkındalık ve uygulama adımlarının atıldığını ortaya koymaktadır. Trabzon’da kadın odaklı yerel eşitlik politikaları, İzmir’de güvenlik algısına ilişkin mekânsal değerlendirmeler, konuya ilişkin duyarlılığı göstermektedir. İstanbul örneğinde ise ulaşım, dijital hizmetler ve sosyal destek mekanizmalarının bir arada ele alındığı daha kapsamlı bir yaklaşım dikkat çekmektedir.
Bu çerçevede, kadın ve çocuk dostu kentsel güvenlik anlayışının etkili sonuçlar üretebilmesi için kent politikalarının yalnızca fiziksel çevreyi düzenleyen müdahalelerle sınırlı kalmaması önem taşımaktadır. Aydınlatma, görünürlük, yaya erişimi, güvenli ulaşım ve kamusal alan tasarımı gibi mekânsal unsurların; sosyal hizmetler, dijital destek mekanizmaları, farkındalık çalışmaları ve katılımcı yönetişim modelleriyle birlikte ele alınması gerekmektedir. Özellikle kadınların ve çocukların kent yaşamında yalnızca korunması gereken gruplar olarak değil, kent politikalarının şekillenmesinde deneyimleri dikkate alınması gereken aktif paydaşlar olarak görülmesi, daha adil ve daha güvenli kentlerin oluşturulmasında temel bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır. KADES ve benzeri (Güvenlik Çağır-İstanbul Senin) anlık kolluk ve yardımcı kolluk desteği sağlayacak uygulamalar yaygınlaşıp etki alanı genişledikçe caydırıcılığı artacak ve kadın dostu şehirlere doğru uygulamalar evrilecektir.
Sonuç olarak, kadın ve çocuk dostu kentsel güvenlik yaklaşımı, çağdaş kent yönetimi anlayışının önemli bir parçasıdır. Güvenli kent, yalnızca risklerin azaltıldığı bir mekân değil; kadınların ve çocukların kamusal alanları günün her saatinde özgürce, güven içinde ve eşit biçimde kullanabildiği bir yaşam çevresi sunabilen kenttir. Bu nedenle geleceğin kentleri, yalnızca fiziksel olarak planlanan alanlar değil; aynı zamanda toplumsal eşitlik, erişilebilirlik ve insan onuru temelinde yeniden düşünülmesi gereken yaşam alanları olarak ele alınmalıdır.
Çocukların güvende olduğu bir şehrin diğer herşeyin de güvencesi olacağı unutulmamalıdır. Çocukların özgürce koşuşturduğu sokaklara özlemle…
Elif ARSLAN Tuğçe COŞKUNER
Eğitim Uzmanı Kalite Uzmanı
5. Kaynakça
Aydoğan, B. (2020). Çocuk dostu sokak uygulamalarının kentsel mekân üzerindeki etkileri.
Baykan, D. (2015). Gender mainstreaming in urban planning.
Çelebi, N., vd. (2014). Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadelede kurumsal mekanizmalar.
CIVITAS. (2020). Gender equality in urban mobility planning.
Damyanovic, D., Reinwald, F., & Weikmann, N. (2013). Gender mainstreaming in urban planning and development.
Efe Güney, M., & Üstündağ, Ö. (2020). Kadın dostu park tasarımı kriterleri.
Efe Güney, M., vd. (2022). Kadın dostu kent planlama yaklaşımı kapsamında güvenlik kriterinin değerlendirilmesi: Çiğli örneği.
European Commission. (2020). Gender equality strategy and urban safety policies.
Frauen-Werk-Stadt. (2011). Women-oriented housing projects in Vienna.
Illien, M. (2021). Gender-sensitive urban planning in Vienna.
İETT. (2022). Gece durak dışı iniş uygulaması raporu.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi. (2023). Kadın dostu kent uygulamaları raporu.
İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı. (2024). Kadın hizmetleri faaliyet raporu.
Jacobs, J. (1961). The death and life of great American cities.
Karakuzu, H. (2021). Çocuk dostu sokak uygulamaları.
Kavili Arap, S. (2024). Türkiye’de çocuk dostu kent uygulamaları.
Newman, O. (1972). Defensible space.
OECD. (2021). Safe cities and inclusive urban policies.
Öktem, M., & Akpınar, M. (2019). Çocukların yerel yönetime katılımı.
Safer Travel. (2009). Women’s transport safety campaign report.
Tosun, E. K. (2015). Sürdürülebilir kent ve kadın dostu kent yaklaşımı.
UN-Habitat. (2010). Safe cities for women and girls programme.
UNICEF. (2024a). Child friendly cities initiative report.
Yazgan, M. (2017). Kamusal alan ve çocuk dostu kent politikaları.
Yıkıcı, A., & Salman, T. (2022). Kadın dostu kent bağlamında kadın ve kent ilişkisi.
[1] Yıkıcı, A., & Salman, T. (2022).
Kadın dostu kent
bağlamında kadın ve kent ilişkisi
.
[2] Tosun, E. K. (2015).
Sürdürülebilir kent ve kadın
dostu kent yaklaşımı
.
[3] Kavili Arap, S. (2024).
Türkiye’de çocuk dostu kent
uygulamaları.
; Tosun, E. K. (2015). a.g.e.
[4] Efe Güney, M., vd. (2022).
Kadın dostu kent planlama
yaklaşımı kapsamında güvenlik kriterinin değerlendirilmesi: Çiğli örneği.
[5] Jacobs, J. (1961).
The death and life of great American
cities.
[6] Newman, O. (1972).
Defensible space.
[7] Efe Güney, M., vd. (2022). a.g.e.
[8] Efe Güney, M., vd. (2022). a.g.e.
[9] Efe Güney, M., vd. (2022). a.g.e.
[10] Illien, M. (2021).
Gender-sensitive
urban planning in Vienna.
[11] Damyanovic, D., Reinwald, F., & Weikmann, N. (2013). Gender mainstreaming in urban planning and development.
[12] Baykan, D. (2015).
Gender mainstreaming in urban
planning.
; CIVITAS. (2020).
Gender
equality in urban mobility planning.
[13] Frauen-Werk-Stadt. (2011). Women-oriented housing projects in Vienna.
[14] Safer Travel. (2009). Women’s transport safety campaign report.
[15] UNICEF. (2024a).
Child
friendly cities initiative report.
[16] UNICEF. (2024a).
Child
friendly cities initiative report.
[17] Kavili Arap, S. (2024). a.g.e.
[18] Çelebi, N., vd. (2014).
Türkiye’de kadına yönelik
şiddetle mücadelede kurumsal mekanizmalar.
[19] Çelebi, N., vd. (2014). a.g.e.
[20] Efe Güney, M., & Üstündağ, Ö. (2020).
Kadın dostu
park tasarımı kriterleri.
[21] Efe Güney, M., & Üstündağ, Ö. (2020). a.g.e.
[22] Karakuzu, H. (2021). Çocuk dostu sokak uygulamaları.; Yazgan, M. (2017).
Kamusal alan ve çocuk
dostu kent politikaları.
[23] Aydoğan, B. (2020).
Çocuk dostu sokak uygulamalarının
kentsel mekân üzerindeki etkileri.
[24] Öktem, M., & Akpınar, M. (2019).
Çocukların
yerel yönetime katılımı.
[25] İstanbul Büyükşehir Belediyesi. (2023).
Kadın
dostu kent uygulamaları raporu.
[26] İETT. (2022). Gece durak dışı iniş uygulaması raporu.
[27] European Commission. (2020).
Gender equality
strategy and urban safety policies
.; UN-Habitat. (2010). Safe cities for women and girls programme.
[28] OECD. (2021).
Safe cities and inclusive urban
policies.
[29] UN-Habitat. (2010). a.g.e..
[30] European Commission. (2020). a.g.e..; OECD. (2021). a.g.e.
[31] İBB Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı. (2024).
Kadın
hizmetleri faaliyet raporu.